Beni Bende Arama
İnsan bazen kendisini bulmak için değil, kendisinden kurtulmak için yola çıkar.
Bu gece içimde, uzun zamandır kapısını açmadığım bir odaya girdim. Ne bir kandil yanıyordu ne de beni karşılayan biri vardı. Ortada yalnızca bana benzeyen boş bir sandalye duruyordu.
Oturdum.
İlk kez kendimden kaçmadan, kendimle aynı odada kaldım.
“Bunca yolu neden yürüdük?” diye sordum.
İçimdeki ses cevap vermedi. Çünkü bazı cevaplar söylenmez; insan onları, yıllardır taşıdığı acının adını koyduğunda duyar.
Meğer ben başkalarını kaybetmemişim. Her gidenin ardından biraz daha kendimi bırakmışım. Biri beni sevsin diye sesimi kısmış, biri yanımda kalsın diye sınırlarımı silmişim. Yalnız kalmamak uğruna kendime yabancılaşmış, sonra bütün bunlara “sevgi” demişim.
Oysa sevgi, insanın kendisini feda ettiği bir ateş değilmiş. İçinde yanarken bile özünü kaybetmediği bir ışıkmış.
Şems’in söylediği gibi:
“Kurtuluş doğruluktadır.”
Ama insanın en zor söylediği doğru, kendisine söylediğiymiş.
“Beni sevmedi” demek kolaydı.
“Ben, sevilmek uğruna kendimden vazgeçtim” demek zordu.
“Beni terk etti” demek kolaydı.
“Ben, o gitmeden çok önce kendimi terk ettim” diyebilmek zordu.
Belki de bazı insanlar hayatımızdan bizi cezalandırmak için değil, kendimize dönelim diye gider. Belki bazı kapılar yüzümüze kapanmaz; yanlış yerde beklemeyelim diye sessizce örtülür.
Fakat insan bunu hemen anlayamıyor. Her hakikatin bir vakti var. Bazı gerçekler zihne erken gelir ama kalbe geç ulaşır. Biz onları bildiğimizi sanırız; oysa yalnızca cümlesini ezberlemişizdir. Anlamak için biraz yanmak, biraz susmak, biraz da kendimizle baş başa kalmak gerekir.
Şimdi anlıyorum:
Aradığım kapı hiçbir zaman dışarıda değildi. Ben, yıllarca başkalarının kalbinde kendime bir yer ararken kendi içimdeki evi terk etmişim. Herkese yetişmeye çalışmış, yalnızca kendime geç kalmışım.
Bu gece kimseyi affetmedim.
Yalnızca yaralanmış hâlime sarıldım. Ondan güçlü olmasını, unutmasını ya da susmasını istemedim. İlk defa onu değiştirmeye çalışmadan sevdim ve şöyle dedim:
“Artık seni başkalarının sevgisine muhtaç bırakmayacağım. Birisi gelsin diye beklemeyecek, birisi gitti diye kendinden eksilmeyeceksin.”
O gece kendimi bulmadım.
Çünkü insan, hiç kaybetmediği birini bulamazdı.
Ben yalnızca, yıllardır kapısında beklettiğim kendime içeriden kapıyı açtım.
İçeri girdi.
Hiçbir şey sormadı.
Beni affetti mi, bilmiyorum.
Ama boş sandalyeye oturdu.
Ve ilk kez içimde, kimsenin gitmediği bir sessizlik oldu.




