Categories
Articles

Öğrendikçe Bilmediğimi Anlıyorum

İnsan bazen öğrendikçe ne kadar az şey bildiğini fark ediyor. Benim başıma gelen de biraz bu. Okudukça sorularım çoğalıyor, emin olduğum şeyler azalıyor.

“Gerçekten biliyor muyum?” diye soruyorum kendime. Cevabım çoğu zaman aynı: Hayır, henüz öğreniyorum.

Ne garip ki hiç araştırmayanlar bazen bizden daha emin konuşuyor. Siyasetten psikolojiye kadar her konuda kesin cevapları var. Oysa asıl tehlike bilmemek değil, bilmediğinin farkında olmamak.

Öyle insanlar tanıyorum ki bırakın kitap okumayı, düşünmeye bile tahammülleri kalmamış. Günün büyük bölümünü sosyal medyada içerikleri kaydırarak geçiriyor ama kendisini Eflatun sanıyor. Başka bir ihtimalin varlığını kabul etmek istemediği için ona bir şey anlatmanız da neredeyse imkânsız.

Tartıştığınızda siz anlamaya çalışıyorsunuz, o yenmeye… Siz düşüncenin peşinden gidiyorsunuz, o son sözü söylemenin… Sonunda kendisini galip ilan eden yine o oluyor.

Belki benim öğrenmem gereken en büyük ders de bu:

“Her insana bir şey anlatmak zorunda mıyım?”

Hayır.

“Peki, ben her zaman hakikati bulmak için mi konuşuyorum?”

Buna da gönül rahatlığıyla evet diyemiyorum. Bazen ben de öfkeme yeniliyor ve haklı çıkmak istiyorum. Demek ki mesele yalnızca başkalarının cehaletini görmek değil; kendi içimizdeki kibirle de yüzleşebilmek.

Geçenlerde spordan dönerken tanıştığım bir genç, psikoloji okumak istediğini; olmazsa elektronik mühendisliği ya da aşçılığı düşüneceğini söyledi.

“Psikolojiyle ilgili bir şeyler okuyor musun?” diye sordum.

“Yok abi, televizyonda görüyorum. Parası da iyiymiş,” dedi.

Karşımda kötü bir genç yoktu; yalnızca ilgisini ve kendi yolunu henüz keşfedememiş bir genç vardı. Ona kızmak neyi değiştirecekti?

Belki de asıl soru şuydu:

“O ateşi nasıl yakabiliriz?”

Çünkü okumak insana yalnızca bilgi kazandırmaz; dünyaya başka türlü bakmayı öğretir. Kesin hükümlerin yerini sorular, kibrin yerini tevazu alır.

“Ben” demeden önce “insan” diyebilen; devletine ve milletine bağlı, bilime açık, inancına sadık, farklı inançlara saygılı ve merhametli bir neslin mümkün olduğuna inanıyorum.

En büyük hedeflerimden biri, geleneğin irfanını bilimin ışığıyla buluşturan eğitim merkezleri kurmak ve gençlerin içindeki öğrenme ateşini yeniden yakmak. Makam veya gösteriş için değil; bir gencin kendi yolunu bulmasına yardımcı olabilmek için…

Bütün dünyayı değiştirebilir miyiz?

Belki hayır.

Peki, bir insanın hayatına dokunabilir miyiz?

Evet.

Bazen bir kitapla, bazen doğru bir soruyla, bazen de yalnızca onu gerçekten dinleyerek…

Belki değişim, şu cümleyi korkmadan söyleyebildiğimiz gün başlayacak:

“Bilmiyorum… Ama öğrenmek istiyorum.”

Calendar

Ağustos 2026
P S Ç P C C P
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  

Kategoriler