Categories
Articles

1. Sayfa

Yaşam ve ölüm ne garip şeyler, değil mi?

İnsan, bir gün öleceğini bildiği hâlde hiç gitmeyecekmiş gibi yaşıyor. Biriktiriyor, sahipleniyor, sınırlar çiziyor. Yetmiyor; çizdiği sınırlar uğruna savaşıyor.

— Peki bütün bunlar sonunda kime kalacak?
— Başkalarına.
— Öyleyse neden her şey bizimmiş gibi davranıyoruz?
— Çünkü geçici olduğumuzu bilsek de kabullenemiyoruz.

Belki de en büyük yanılgımız burada başlıyor: Dünyada kısa bir süre bulunmayı, dünyanın sahibi olmakla karıştırıyoruz.

Bazen insanları izliyor, neyin peşinden koştuklarını anlamaya çalışıyorum. Sabah başlayan telaşlar, yıllarca süren mücadeleler, hiç bitmeyen hesaplar…

Daha fazla para, daha büyük bir ev, daha yüksek bir makam.

— Sonra?
— Biraz daha fazlası.
— Peki ne zaman yeter?
— Muhtemelen hiçbir zaman.

İnsan, sahip olduklarını yaşayacak zamanı kalmayana kadar daha fazlasını kazanmaya çalışıyor. Sonra buna başarı diyor.

Ne garip…

Para, yaşamak için kullandığımız bir araçken yaşamın kendisine dönüştü. Başarı, yaptığımız işin sonucu olmaktan çıktı; insan olarak değerimizin ölçüsü hâline geldi. Sonunda insan, daha fazla kazanabilmek için zamanını sattı fakat kazandıklarını yaşayacak zamanı kalmadı.

Belki de en büyük yoksulluk, hiçbir şeye sahip olmamak değildir. Sahip olduklarının arasında kendine ait bir hayat bulamamaktır.


2. Sayfa

Üzerine ismimizi yazdığımız toprak bizden önce de buradaydı, bizden sonra da burada olacak. Sahibi olduğumuzu söylediğimiz evler, araziler ve eşyalar yalnızca bir süreliğine elimizden geçiyor.

Aslında hiçbir şeye gerçekten sahip değiliz. Yalnızca kullanma sırası bize gelmiş gibi davranıyoruz.

Ama yine de paylaşamıyoruz.

Haritalara çizdiğimiz sınırları doğanın değişmez kanunları sanıyoruz. Bir masa etrafında alınan kararlarla, o masayı hiç görmemiş insanların ölümlerine karar veriyoruz.

— Bir insanın iktidarı, başka bir insanın hayatından daha mı değerli?
— Elbette değil.
— Öyleyse savaşlar neden devam ediyor?
— Çünkü savaşa karar verenlerle savaşta ölenler genellikle aynı kişiler değil.

Kararları güçlüler alıyor, bedelini adı bile bilinmeyenler ödüyor. Sonra kazananlar tarih yazarken kaybedenler birer istatistiğe dönüşüyor.

Üstelik yalnızca birbirimizi değil, dünyayı da tüketiyoruz. Ormanları kesiyor, suları kirletiyor, toprağı zehirliyor ve başka canlıların yaşam alanlarını ellerinden alıyoruz.

Ardından bütün bunlara “gelişme” diyoruz.

— Doğa bizden ne istedi?
— Hiçbir şey.
— Peki bize ne verdi?
— Neredeyse her şeyi.

Güneş ışığının karşılığını sormadı. Ağaçlar verdikleri oksijen için fatura kesmedi. Toprak, yetiştirdiği ürünlerin hesabını tutmadı.

Karşılık beklemeyen bir dünyada, neredeyse her şeyin karşılığını isteyen tek canlıya dönüştük.

Ve buna medeniyet dedik.


3. Sayfa

Evet, ilerledik. Daha hızlı araçlar, daha yüksek binalar ve daha güçlü makineler yaptık. Dünyanın öbür ucundaki bir insana saniyeler içinde ulaşmayı başardık; fakat yanımızdaki insanın acısını fark etmekte hâlâ zorlanıyoruz.

Bilgimiz arttı ama bilgeliğimiz aynı hızla büyümedi. Gücümüz arttı fakat o gücü neden ve nasıl kullanmamız gerektiğini öğrenemedik.

Belki de sorun gelişemememiz değil; gelişmeyi ne uğruna istediğimizi unutmamızdır.

Ölüm ise bütün bu telaşı sessizce izliyor. Kimin daha zengin, daha güçlü veya daha önemli olduğuyla ilgilenmiyor. Unvanlarımızı kapıda bırakıyor, biriktirdiklerimizi yanımıza almamıza izin vermiyor.

— Öyleyse geriye ne kalıyor?
— Dokunduğumuz hayatlar.
— Başka?
— Koruduğumuz veya yok ettiğimiz şeyler.
— Hepsi bu mu?
— Belki de insan için fazlasıyla yeterli.

Çünkü dünya bize ait değil. Biz yalnızca burada kısa bir süre kalıyoruz. Ardından uğruna savaştığımız topraklar, biriktirdiğimiz eşyalar ve kazandığımız unvanlar geride kalıyor.

Bizden sonra gelenler ise yaptıklarımızın sonuçlarıyla yaşamaya devam ediyor.

Belki yaşamın anlamı, ne kadarına sahip olduğumuzda değil; elimizden geçenlere nasıl davrandığımızda saklıdır.

O hâlde geriye tek bir soru kalıyor:

Bir gün hiçbir şeyi yanımda götüremeyeceksem, neden yaşarken her şeyi kendime aitmiş gibi tüketiyorum?

 

Calendar

Ağustos 2026
P S Ç P C C P
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  

Kategoriler