Categories
Articles

Bu sabah yazmak istedim…
Ve yazmaya başladım.

Tam 48 saattir uyumadım.
Hâlâ çalışıyorum.
Ve bundan inanılmaz derecede mutluyum.

Bazıları bunun bir uyku problemi olduğunu sanıyor.
Oysa ben zihnimdeki dünyayı gerçeğe dönüştürmeye çalışıyorum.

Çünkü biliyorum; tüm büyük oluşumlar, tüm büyük medeniyetler ve insanlığa yön veren fikirler önce zihinsel ve fiziksel zorluklardan geçmiştir. İnsan en çok mücadele ederken dönüşür.
Ben de her geçen gün farklı bir evreye doğru ilerlediğimi hissediyorum. Tarifi zor… Ama farklı olduğunun farkındayım.

Çevremde bana “normal” bir hayat biçmeye çalışan insanlar var.
Bir işe gir, düzen kur, hayallerini küçült diyenler…

Ama ben hayallerime odaklanmayı seçtim.
Hayalleri gerçeğe dönüştürmek için gece gündüz çalışmayı…
Kendimi geliştirmeyi…
Pes etmemeyi…

Fakat içinde yaşadığım çevre artık beni beslemiyor.
Kalıplara sıkışmış zihinler üzerine kurulmuş bir düzen ne kadar ileri gidebilir ki?

Oysa ben ve benim gibiler, sonsuzluğa doğru yürümeye devam edeceğiz.
Kanatlarımızla…
Emeklerimizle…
Hayallerimizle…

Ve asla durmadan.

Hayatım boyunca çoğu zaman desteklenmedim.
Yönlendirilmeye çalışıldım.
Vazgeçmem istendi.

Ama hayallerimden bir adım bile geri atmadım.
Çünkü insanın gerçek sınırları, başkalarının ona çizdiği sınırlar değildir.

Benim sınırlarım; önce Yaradan’a, sonra insanlığa, doğaya ve tüm canlılara duyduğum sorumluluktur.
Onun dışında hiçbir zaman gerçek bir sınırım olmadı.

Yıllarca insanlara “imkânsız” denilen şeylerin aslında zihinsel duvarlardan ibaret olduğunu anlatmaya çalıştım.
Ama artık herkesi ikna etmeye çalışmıyorum.

Çünkü değişmek istemeyen bir zihin değişmez.

Bataklığa alışmış bir sineğe, güllerin kokusunu anlatamazsınız.
O yine bataklığa döner.

Ama buna rağmen insanlıktan vazgeçmiyorum.

Çünkü hâlâ inanıyorum:
Fatihlerin, Mustafa Kemallerin hayal ettiği gibi güçlü, bilinçli ve erdemli bir toplum mümkündür.

Bugün bize yıllardır “özgürlük”, “medeniyet” ve “modernlik” diye pazarlanan birçok yapının arkasında büyük bir zihinsel çürüme var.
İnsanlar birbirinden uzaklaştı.
Toplum ruhunu kaybetti.
Kültür yozlaştı.
Hayaller küçüldü.

Ve artık herkes sadece kendi gemisini kurtarmaya çalışıyor.

Peki ya insanlık?

Biz ne zaman birbirimizin acısına yabancılaştık?
Ne zaman hayal kuran insanlarla alay etmeye başladık?
Ne zaman kökeni, mezhebi ve ayrılığı; sevgiden ve adaletten daha önemli gördük?

Bizim inancımızın temelinde sevgi, saygı, hak, hukuk, merhamet ve tevazu yok muydu?

Bize ne oldu?

Köyden bir çarıkla çıkıp emeğiyle zirveye ulaşan insanlarımıza ne oldu?
Öğretmenine anne babası kadar değer veren o nesillere ne oldu?
Ramazan geldiğinde aynı sofrada buluşan insanlara ne oldu?
Kimsenin kimseyi inancından dolayı yargılamadığı o topluma ne oldu?

İşte ben bunun için mücadele ediyorum.

Benim bir gemim yok.
Ben insanlığım.
Ben doğayım.
Ben hayvanların canıyım.
Ben Yaradan’ın özenle yarattığı bir insanım.

Ve hepimizin sorumluluğu var.

Bu yüzden önce insanlık için üretmeliyiz.
Çalışmalıyız.
Gelişmeliyiz.

Yoksa makineleşiriz.
Ruhsuzlaşırız.
Birer sistem parçasına dönüşürüz.

İnsan kalabilmek için;

Hayal kurun.
Sevin.
Sevilin.
Saygı duyun.
Kendinizi geliştirin.
Ve hayalleriniz için mücadele etmekten asla vazgeçmeyin.

Çünkü dünya, vazgeçmeyen insanların omuzlarında yükselir.

Calendar

Mayıs 2026
P S Ç P C C P
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Kategoriler